Erzurumspor’umuzun yeniden Süper Lig’e yükselmesi, bu şehrin sokaklarında uzun zamandır mutluluğu yarattı. O yeşil sahada ter dökmüş, Erzurumspor’un maçlarında top toplayıcılık yapmış, bugün A takımda forma giyen kardeşleriyle aynı deplasman yollarını arşınlamış lisanslı bir eski bir altyapı futbolcusu olarak; bu gururu en derinden, en içten hissedenlerden biriyim. Erzurumspor sevdası bizim kırmızı çizgimizdir.
Geçtiğimiz günlerde düzenlenen yardım gecesinde toplanan 200 milyon liranın üzerindeki bağış, bu şehrin kenetlendiğinde nasıl bir maddi güç ortaya koyabileceğini hepimize kanıtladı.
Fakat gel, seninle meseleye sadece tribün coşkusuyla değil; aklın, mantığın ve şehrin çıplak gerçeklerinin penceresinden bakalım. Çünkü arka planda işleyen sosyo-ekonomik çöküşü görmezden gelirsek, bu şampiyonlukların ömrü kelebek misali kısa olur. Durumu madde madde, tüm detaylarıyla masaya yatıralım:
- Nüfus Kaybı ve Kaybedilen “Dadaş” Nesli
İstatistikler yalan söylemez. 2000 yılında yapılan genel nüfus sayımında Erzurum, 937.389 kişiyle tarihinin en yüksek nüfus seviyesine ulaşmış, 1 milyonluk bir metropol olma yolunda ilerliyordu.
Bugün 2025 verilerine bakıyoruz: Toplam nüfusumuz 736.877’ye gerilemiş durumda. Dile kolay, çeyrek asırda 200 binin üzerinde insanımız bu şehri terk etmiş.
Peki neden gidiyorlar? Çünkü bu şehirde iş gücü yaratılamıyor, ekonomi daralıyor. Gidemeyip burada kalan gencecik beyinler ise maalesef kahvehanelere, işsizlik sarmalına mahkum edilmiş durumda.
- Acı Gerçek: Çakma Formalar ve Ekonomik Uçurum
Erzurumsporlu olmak, bu şehrin gençleri için bir kimliktir. Ancak o kahvehane köşelerinde oturan, işsizlikle boğuşan gençlerimizin cebinde hafta sonu stada gidecek, bilet alacak para yok.
Bugün armasına aşık olduğu takımına destek olmak isteyen bir genç, mağazaya gidip 2000-3000 lira vererek lisanslı bir forma alamıyor. Gidip sokak arasından 500 liraya çakma ürünler alıp giymek zorunda kalıyor.
İşte en büyük tezat burada başlıyor: Bir yanda kulüp için bir gecede 200 milyon liranın üzerinde bağış toplayabilen devasa bir sermaye gücü, diğer yanda takımının orijinal formasını almaya gücü yetmeyen Erzurum gençliği… Bu tablo, şehrin ekonomisindeki gelir adaletsizliğinin ve istihdam eksikliğinin en acı özetidir.
- Taşıma Suyla Dönen Futbol Değirmeni
Yardım gecesinde taşın altına elini koyan, listelerde isimlerini gördüğümüz tüm iş insanlarımıza elbette minnettarız. Şehrin takımına sahip çıkmak büyük bir erdemdir.
Fakat profesyonel futbol arenasında “taşıma suyla değirmen dönmez.” Bugün 200 milyon toplanır, yarın rüzgar tersine döner, başarı gelmezse o paralar buharlaşır ve yeni bir kriz patlak verir. Geleneksel “yardım kampanyalarıyla” ve bağışlarla sürdürülebilir bir Süper Lig takımı yaratmak matematiksel olarak imkansızdır.
- Kulüp Acilen Şirketleşmelidir: Erzurumspor; dernek mantığından, yöneticilerin cebine veya bağışçıların inisiyatifine bakan yapıdan derhal kurtarılmalıdır. Tam anlamıyla şirketleşmeli; kalıcı gelir kapıları yaratmalı, altyapısından oyuncu ihraç eden ve kendi markasını (store, yayın, sponsorluk) profesyonelce yöneten bir yapıya kavuşmalıdır.
- Bağış Yapan Sermayeye İstihdam Çağrısı: Kulübe 200 milyon lira bağış taahhüdünde bulunan o kıymetli iş adamlarımıza sesleniyorum: Bu şehre ve bu takıma yaptığınız katkı çok değerli. Ancak sizi şimdi asıl sahaya, yani “Erzurum’a yatırım yapmaya” bekliyoruz. Lütfen bu maddi gücünüzün bir kısmını bu şehirde istihdam sağlayacak, gençleri kahvehanelerden kurtaracak fabrikalara, üretim bantlarına ve iş alanlarına yöneltin.
- Kendi Formasını Alabilen, Başka Şehre Kaçmayan Gençlik: Bu şehrin gençlerine iş verin. Verin ki; o gençler asgari ücretle, alın terleriyle kazandıkları helal parayla gidip lisanslı Erzurumspor formalarını kendileri alabilsinler. Maç biletlerini kimseye el açmadan ceplerinden ödesinler.
Unutmayın; gençleri göç eden, sokaklarında işsizliğin kol gezdiği bir şehrin takımı Süper Lig’de kalıcı olamaz. Erzurum’un ekonomisini Süper Lig seviyesine çıkarmadan, Erzurumspor’u o ligde tutmak sadece hayal satmaktır. Şimdi bağış yapma değil, bu şehre “iş ve gelecek” kurma vaktidir.

